


Kocaeli’nin Kandıra ilçesinde yıllar önce yaşanan bir define olayı, Osmanlı arşiv belgeleriyle ortaya çıktı. Tarlasını sürerken tam 5 küp altın bulan Abdülcelil adındaki köylünün altınları gizlice satma çabası ve ardından başlayan devlet takibi, tarihi belgelere adeta bir polisiye roman gibi yansıdı.
Kandıra’ya bağlı Şeyhler nahiyesinde yaşayan Abdülcelil isimli reaya, tarlasında çift sürerken toprağa gömülü halde 5 küp altın buldu. Küplerden yalnızca bir tanesinden "iki kile" miktarında gayrimüslim/bizans altını çıkartan köylü, bu hazineyi devletten gizlemek için hemen harekete geçti.
Bursa’da Gizli Satış, Kandıra’da Mıhenk Taşı Engeli
Bulduğu servetin bir kısmını gizlice satmak isteyen Abdülcelil, soluğu Bursa’da aldı. Altınların bir bölümünü 40-50 akçe arasında değişen fiyatlarla gizlice elden çıkardı.
Ancak şansını Kandıra’da da denemek isteyen Abdülcelil, kasaba tüccarlarından Hacı Ali Balı’ya 50 adet altın sikke götürdü. Tüccarın altınları mihenk taşına vurup "Bu altınların ayarı düşük, ben bu işin ehli değilim" diyerek geri çevirmesi ve durumu kadı naibinin öğrenmesiyle olay açığa çıktı.
Payitaht Harekete Geçti: "Bizzat Git, Derhal Soruştur!"
Olayın İstanbul’a (Payitaht) intikal etmesi üzerine Kandıra Kadısı ve İskender Çavuş’a hitaben acil bir ferman (hüküm) yazıldı. Tarihli belgede, yetkililere şu talimat verildi:
"Söz konusu yere bizzat gidip olayı yerinde araştırın. Malın bulunup bulunmadığını, ne kadar altın ele geçirildiğini ve ne kadarının saklandığını detaylıca soruşturup merkeze yazılı olarak bildirin."
Osmanlı döneminde definelerin devlete bildirilmesi zorunluluğu bulunurken, Abdülcelil’in altınları Bursa ve Kandıra’da elden çıkarma çabası dönemin zabıt ve yargı kayıtlarında unutulmaz bir adli vaka olarak yerini aldı.


